|
|
ZİYARETÇİ DEFTERİM
? , ' ! ... NOKTALAMA İŞARETLERİ ...
İnsanoğlu bir gün virgülü kaybetti: Söyledikleri birbirine karıştı.
Noktayı kaybetti: Düşünceleri uzayıp gitti,ayıramadı onları.
Ünlem işaretini kaybettinbir gün de: Sevincini öfkesini,tüm duygularını yitirdi.
Soru işaretini kaybetti bir başka gün: Soru sormayı unuttu o zaman.
İki noktayı kaybetti bir başka gün: Hiç bir açıklama yapamadı.
Yaşamının sonuna geldiğinde elinde yalnızca tırnak işareti kalmıştı: 'İçinde de başkalarının düşüncesi vardı yalnızca.'

Beni Msn'nize Eklemek İçin Tıklayın!!
ŞİİR SPACE HAKKINDA GENEL BİLGİ GECEM Biraz daha yaşlandım, güneşim batıyor. Gece yaklaşmada sinsi, sessiz ve sonsuz. Biliyorum, her şeysiz, sensiz, bensiz Yiteceğim karanlıklar içinde. Biraz daha her şeyle haşır neşir, Biraz daha kendimle bilişmemiz, Biraz daha seninle baş başa bir... Biraz daha gök, biraz daha deniz. Insanlar Mükemmel değildir, Mükemmel olan ilişkilerdir Ve bu ilişkileri Mükemmel kılmak ancak Mükemmel anlayışa sahip insanlara aittir Güven verilmeden alınmayacağı gibi Sevgide verilmeden alınmaz Ama aşk aaaah aşk O'nu kendin bile engelleyemezsin Bir elektriklenme gözlerden girip, hertarafını sarar Ben seni sen yokken de yaşarım diyecek kadar tutkulu ve özverilidir!!!! ! BU SİTE HERGÜN GÜNCELLENMEKTEDİR ! 
! AÇILMAYAN RESİMLERİN ÜZERİNE SAĞ TIKLAYIP 'RESMİ GÖSTER' SEÇENEĞİNİ SEÇİNİZ ! ! LÜTFEN ARIZALI LİNKLERİ BİLDİRİNİZ ! ! BU SİTE 1024 RAM HIZ, 17 İNÇ MONİTÖR VE TEK ÇIKIŞLI ADSL MODEM İLE NET GÖRÜNTÜLENMEKTEDİR ! Bazi gecelerde gökyüzüne Baktiginda AYI göremezsin Ama bilirsinki AY gecenin Icinde bir yerde saklidir Tipki yanimda olmasanda Kalbimde sakli oldugun gibi... 

ŞİİRLER YAZILAR AZCIK ORDAN AZCIK BURDAN :)
Hosçakal... Gittin demek Sen; Bensiz nefes alamayacağını, Hayatın bensiz anlamsız olduğunu Hayatının anlamı olduğumu Söyleyen sen Gittin demek Yolun açık olsun!!! Ben girmiştim ya hayatına bir kere, Artık çıkamazdım. İzin vermezdin buna Tatmıştın ya bir kere benimle hayatın tadını Artık vazgeçemezdin hani bu tattan? Gittin demek Yolun açık olsun!!! Şarkılar mı söylememiştin benim için, Ağlamamış mıydın bensiz kalmak korkusundan, Gözyaşlarım aktıkça sanki eridiğini mi söylememiştin, Yalanmış meğer hepsi Gittin demek Yolun açık olsun!!! Bütün gelecek planlarını, Yapmayı hayal ettiğimiz şeyleri, Gitmeyi planladığımız yerleri, İçimizdeki ümitleri,arzuları,özlemeleri Ebedi olduğunu söylediğimiz aşkı bırakıp Gittin demek Yolun açık olsun!!! Gittin ama Eğer mutluysan sen böyle, Yaşayabiliyorsan eğer bu düşünmekten bile kaçtığımız şekilde, Eğer bir an bile gelmiyorsam aklına, İnanmıyorsan tekrar olacağına, Ya da eğer istemiyorsan tekrar benimle olmayı Gerçekten YOLUN AÇIK OLSUN...! 
ÖNCE YALNIZDIK
Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti. Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı.
Hayatin matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor.
İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor.
Önce yalnızdık... 9 ay boyunca karanlık bir yerde dışarı
çıkmayı bekledik ve dünyaya ağlayarak geldik. Pişman gibiydik.
Ya da mecburen gelmiş gibi.
Biraz büyüdükten sonra, kendimizi bildiğimiz anda, içimizi kemiren,
kalbimizi kurcalayan o tuhaf duyguyu hissettik: Bir yerde bir eksik var. Korktuk.
"Bunun sebebi ne?" diye sorduk kendimize. Cevabı yapıştırdık:
"Demek ki sahip olmadığımız bir şeyler var. O yüzden eksiklik hissediyoruz."
Peki, neye sahip olmamız gerekiyor? Çocukken, "yaşımız küçük" diye düşündük.
Her istediğimizi yapamıyoruz. Kurallar, yasaklar var.
Büyüyünce her şey yoluna girecek. Büyüdük...Bir şey değişmedi. Yine huzursuzduk.
İçimizden bir ses aynı sözcükleri fısıldıyordu: "Bir eksik var." Kafamız karıştı.
Nasıl kurtulacağız bu iğrenç duygudan? Nasıl geçecek bu?
Aklımıza yeni cevaplar geldi: Okulu bitirince geçecek. İşe girince geçecek.
Para kazanınca geçecek. Tatile gidince geçecek. Okulu bitirdik. Diploma aldık.
İşe girdik. Kartvizit aldık. Çalıştık. Para kazandık. Taşındık. Araba aldık. Seviştik.
Eve yeni eşyalar aldık. Tatile gittik. Dans ettik. Terfi ettik. Kartviziti değiştirdik.
Daha çok çalıştık. Daha çok para kazandık. İçki içtik. İlaç içtik. Geçmedi.
"Bir yerde bir eksik var" hissi, hala orada duruyordu. Bu sefer de
"Sevgilimiz olunca geçecek" dedik. "Yalnızlığımız sona erincebu illetten kurtulacağız."
Beklemeye başladık. Derken, biri çıktı karşımıza. Aşık olduk.
Ve anında başka biri olduk. Daha güçlü, daha güzel, daha akıllı biri.
Hesap cüzdanları, kartvizitler, hatta ilaçlar bile böyle hissetmemizi sağlamamıştı.
Sevgilimizin gözlerinde, daha önce bize verilmemiş kadar büyük sevgi ve hayranlık gördük.
Sevgilimizin gözlerinde Tanrı'yı gördük. Işığı gördük.
"Tünelin ucundaki ışık bu olmalı" diye düşündük "kurtulduk."
Sonra bir gün, daha dün bize deli gibi aşık olan insan çekip gidiverdi.
Ya da artık eskisi gibi sevmediğini söyledi. Ya da başka birine aşık olduğunu söyledi.
Ya da daha kötüsü, başka birine aşık oldu ama söylemedi.
Telefonu açmamasından, elimizi tutmamasından, sevişmemesine bahane bulmak zorunda kalmamak
için biz uyuduktan sonra yatağa gelmesinden anladık, bir terslik olduğunu. Belki de sevmekten
vazgeçen veya terk eden sevgilimiz değildi, bizdik. Fark etmez. Sonuçta aşk bitti. Simdi her yer bomboş. Simdi tekrar yalnızız. Başladığımız yere döndük. Yıllarca uğraştık, eksiğin ne olduğunu
bulamadık.
Halbuki her şeyi denedik,her yere baktık. Öyle mi? Bakmadığımız bir yer kaldı.
İçimize bakmadık. Eksik parçayı dışarda aradık ama içimizde saklı olabileceğini akıl etmedik.
Birilerini sevdik, birileri bizi sevsin diye uğraştık ama kendimizi sevmedik. Şaşıracak bir şey yok,
tabi ki sevmedik. Kendimizi sevsek bu kadarkoşturur muyduk? Canımız yanmasın diye duvarların
ardına saklanır mıydık?
Kendimizi boş sanıp doldurmaya uğraşır mıydık? Terk edilmekten korkar mıydık?
Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti. Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı.
Hayatin matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor. İnsan tek başına mutsuzsa
başka biriyle de mutlu olamıyor.
Herkes beni sevsin" diye uğraşınca kimse gerçekten sevmiyor,
herkes sevgisine şart koyuyor, sınır koyuyor.
Oysa "kendime duyduğum sevgi bana yeter" diye düşününce,
kendimizi olduğumuz gibi kabullenince yarım tamamlanıyor.
Her şey bir oluyor. İşte o zaman perde aralanıyor.
Acı diniyor. İşte o zaman başka 'bir' iyle bir araya gelerek, hesabin kitabin, korkunun kaygının
hüküm sürdüğü sahte bir sevgi yerine, gerçek bir sevgi yaratılabiliyor...  
TARİH OLMAK Hep erken kararlarımızın mahkumu olduk biz. Halbuki davayı açanda bizdik,yargıyı koyanda,cezayı çekende. Bugünün kıymetini yanlışlarla anladık. O tarihti artık bitmişti. Yoktu biliyorduk. Ama biz dünle yattık,dünle kalktık. Yarın;alınmamış bir piyango biletiydi Biz;bugündük hala.. Yarın;senaryosu çoktan yazılmış, ve bizim hiçbir zaman karelerini önceden göremeyeceğimiz bir filmdi. Biz ;ya tutarsa diye olur olmaz tahminler yaptık. Kimi zaman kazandık belki ama yanlıştık Yanlış olduğumuzu da biliyorduk. Birbirimizin dert duvarıydık bazen,bazen moral fıçısı. En kurnaz planların vede yalanların ortağıydık sonra. Uçuk hayallerin kurucusu,kendimizden başka herkesin kurtarıcısıydık. İki damla yaş süzülürdü,ağlayabildiğimiz için sevinirdik. Biz hep gülerdik içimizi kimse bilmedi Biz hep çabaladık aslımızı kimseler görmedi. Zaman ; en pahalı ilaçtı belki ondan korkuyordu gözümüz. Biraz mahçup etsekte gururu,biz o ilacı yüreğimizle satın aldık. Ve kurduğum en güzel hayal SENSİN 
BEN SENİN AYNAYA BAKTIĞINDA GÖRDÜĞÜN HALİNİM Günün birinde bir çiçekle su karsilasir ve arkadas olurlar, ilk önceleri güzel bir arkadaslik olarak devam eder birliktelikleri, tabii zaman lâzimdir birbirlerini tanimak için. Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan içi içine sigmaz artik ve anlar ki, su' ya asik olmustur. Ilk kez asik olan çiçek, etrafa kokular saçar,
"Sirf senin hatirin için ey su" diye... Öyle bir zaman gelir ki, artik su da içinde çiçege karsi birseyler hissetmeye baslamistir. Zanneder ki, çiçege asiktir ama su da ilk defa asik oluyordur. Günler ve aylar birbirini kovalar ve çiçek acaba
"Su beni seviyor mu?" diye düsünmeye baslar. Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle... Halbuki çiçek, aliskin degildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz. Çiçek, suya "Seni seviyorum der. Su, "Ben de seni seviyorum" der. Aradan zaman geçer ve çiçek yine "Seni seviyorum" der. Su, yine "Ben de" der. Çiçek, sabirlidir. Bekler, bekler, bekler... Artik öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz etrafa ve son kez suya
"Seni seviyorum." der. Su da ona "Söyledim ya ben de seni seviyorum. " Der ve gün gelir çiçek yataklara düser. Hastalanmistir çiçek artik. Rengi solmus, çehresi sararmistir çiçegin. Yataklardadir artik çiçek. Su da basinda bekler çiçegin, yardimci olmak için sevdigine... Bellidir ki artik çiçek ölecektir ve son kez zorlukla basini döndürerek çiçek,
suya der ki; "Seni ben, gerçekten seviyorum." Çok hüzünlenir su bu durum karsisinda ve son çare olarak bir doktor çagirir nedir sorun diye... Doktor gelir ve muayene eder çiçegi. Sonra söyle der doktor: "Hastanin durumu ümitsiz artik elimizden birsey gelmez." Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalik nedir diye ve sorar doktora. Doktor, söyle bir bakar suya ve der ki: "Çiçegin bir hastaligi yok dostum... Bu çiçek sadece susuz kalmis, ölümü onun için" der. Ve anlamistir artik su, sevgiliye sadece "Seni seviyorum" demek yetmemektedir.
BİR ŞEY VAR ARAMIZDA SENİN BAKIŞINDAN BELLİ BENİM YANAN YÜZÜMDEN DALIVERIYORUZ ARADA BİR İKİMİZDE DOĞRU ŞEYİ DÜŞÜNÜYORUZ BELKİDE GÜLÜŞEREK BAŞLIYORUZ SÖZE BİR ŞEY VAR ARAMIZDA ONU BULDUKÇA KAYBEDİYORUZ İSTEYEREK FAKAT NE KADAR SAKLASAK NAFİLE BİR ŞEY VAR ARAMIZDA SENİN GÖZLERİNDE IŞILDIYOR BENİM DİLİMİN UCUNDA.  Kırk ikindi yağmurları sonrası,
Açan bir güneş gibi içime doğdun,
Benim için bir gökkuşağı oldun, Umut oldun,Hayat oldun, Seni sordum göklere seni sordum yağan yağmura,
Seni seviyor dediler,
Birlikte bir ömür geçir dediler,
Sakın ama sakın yitirme dediler,
Ne kadar güzel söylediler,
Artık benimle en güzel sevgiler.
|

Biraz daha yaşlandım, güneşim batıyor. Gece yaklaşmada sinsi, sessiz ve sonsuz. Biliyorum, her şeysiz, sensiz, bensiz Yiteceğim karanlıklar içinde. Biraz daha her şeyle haşır neşir, Biraz daha kendimle bilişmemiz, Biraz daha seninle baş başa bir... Biraz daha gök, biraz daha deniz.
    
        

♥♥.¸¸.•*´•`*•.¸¸.♥♥Mevlana♥♥.¸¸.•*´•`*•.¸¸♥♥
Gel, gel, ne olursan ol yine gel, İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel, Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir, Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...
*****
Güneş olmak ve altın ışıklar halinde Ummanlara ve çöllere saçılmak isterdim Gece esen ve suçsuzların ahına karışan Yüz rüzgarı olmak isterdim...
*****
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol...
******
Bir adamın birçok hüner, fen, bilgi sahibi olduğuna bakma! Verdiği sözde duruyor mu? Vefâsı var mı? Ası ona bak! Hakla ettiği sözleşmeyi yerine getiriyorsa, insanlara verdiği sözde duruyorsa, vefâlıysa onu istediğin kadar öv! Onun iyi vasıflarını bir bir say! O, senin övgünden, saydığın meziyetlerden daha üstün bir kişidir.
*****
Şöhret âfettir; şöhret peşinde koşmak, iyi tanınmak için uğraşmak, insanlığa yakışmaz. Eğer sen hakikati, aşk incisini arıyorsan, görünüşten kurtulman, deniz dalman, derinliklere inmen gerek! Yoksa şöhret, gösteriş, deniz kıyısına düşen köpüktür.
*****
Kötü huy kılavuzun oldukça mutlu olacağım sanma! Sen sabaha kadar gaflet uykusundasın, ömürse kısadır. Korkarım ki, sen bu uykudan uyanınca gündüz olur.
******
Haydi şu benlikten kurtul, herkesle anlaş, herkesle hoş geçin. Sen kendine kaldıkça, bir habbesin, bir zerresin fakat herkesle birleştin, kaynaştın mı, bir ummansın, bir madensin! Bütün insanlarda aynı ruh vardır, ama hepsinde de aynı yağ bulunmaktadır. Dünya da çeşitli diller, çeşitli lügatler var, fakat hepsinin da anlamı birdir, çeşitli kaplara konan sular, kaplar birleşirler, bir su hâlinde akarlar. Tevhidin ne demek olduğunu anlar da, birliğe erersen, gönülden sözü, mânâsız düşünceleri söküp atarsan, can, mânâ gözü açık olanlara haberler gönderir, onlara gerçekleri söyler. *****
Mânâların aşk burakı, aklımı da, gönlümü de aldı, götürdü.”Nereye götürdü?” diye den bana sor. Aklımı da, gönlümü de senin bilmediğin o tarafa, ötelere götürdü. Ben öyle bir revâka, öyle bir kemer altına ulaştım ki, orada ne ay gördüm, ne de gök. Öyle bir dünyaya eriştim ki, orada dünya da, dünyalıktan çıkar, dünyalığını kaybeder.
*****
Pişman olmayı kendine âdet edinirsen boyuna pişman olur durursun! Nihayet bu pişmanlığa da daha ziyade pişman olusursun! Ömrünün yarısı perişanlıkla geçer, öbür yarısı da pişmanlıkla heder olur gider! Bu fikri, bu pişmanlığı terket de, daha iyi bir hâl, daha iyi bir dost ve daha iyi bir iş ara!
******
Sermâyesi kanaat olan kişinin; her yaptığı iş, tâ’at olur, ibâdet sayılır. Onun yemesi, içmesi, uyuması, Hakk’ın emrini tutması, yerine getirmesi içindir. Sakın Hak’tan başkasını dost edinme! Çünkü halkın dostu olmak, halkın gözüne girmek ömürsüzdür, ancak yarım saat sürer.
******
MEVLÂNÂ'NIN YEDİ ÖĞÜTÜ
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol,
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol..
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,
Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol,
Hoşgörülükte deniz gibi ol,
Ya olduğun gibi görün...
Ya göründüğün gibi ol...

Kendi halimde yaşıyorken kendi dünyamda, göze geldim,köze düştüm, dize geldim. Yanıyorum. Bir çift göz yaktı beni, dize getirdi. Düşen kar taneleri bile yetmiyor yangınımı söndürmeye. Aman ha, sakın ola dokunmayın, bırakın yanayım, bırakın yanalım. Dostlar başına böyle gözler, böyle köz, böyle yangın. Mevsim kış, ama bahar güneşi çarpmış gibiyim, sıcacık, sıcacığım… Kaçığım.
|
|